Parmağımın "reset" düğmesinin üzerinde olduğu bir oyundaki gibi hayat yaşamak ister ruhum. Gönlüm ise, yaşamak dahi istemez...
Ruhum ile yüreğimin arasına bakarsanız, beni görebilirsiniz.
OYUN
DÜŞ
Anlamsızlıklardan anlam çıkarıyor olsam, hayatım bir hayli anlam kazanırdı. Lakin çıkarmıyorum, çıkaramıyorum. Sizdiniz anlamsız olan, bendim anlam arayan. Bu sebepten kesişemedi düşlerimiz. Hayallerimizin arasında bir uçurum vardı. Uçurumun sizin olan tarafına atlamayı denedim, ancak ne düşlerim, ne de ben uçabilirdik ki aşabileyim uçurumu. Peşisıra başladım ebedi düşüşe. Halen düşmekteyim o karanlık ve sonsuz uçurumda, zihnimde binbir "keşke" ile... Dibe ulaşmak istiyorum artık, ucunda çarpıp parçalara ayrılmak olsa bile.
Düşüyorum ve düşüyorum. Jüri koltuğuna oturduğumu düşlüyorum ve hepinizi Oscar ödülüne layık görüyorum... Oyunculuğunuzu ayakta alkışlıyorum...
KARADELİK
İnsanlar, kimilerine göre günümüz global "sistem"inin köleleri haline gelmişler. Para merkezli büyük ve kuvvetlice bir girdabın etrafında dönen zavallı insanllar. Yönetilirler. Medya şarlatanları, onları ümitlerini kaybetmeyip bir gün sahip olacakları itibar ve parayı hayal etmekten hiç bir zaman vazgeçmemeleri konusunda pohpohlarlar. Kapitalist sistemin yavşakları yeşil cepli adamları tanrıdan farksız gördükleri için, hayal güçlerini medyanın kontrol ettiğini fark etmezler bile. Kimsenin kendi özgün düşüncelerine sahip olmadığı bir karanlık dönemde yaşıyoruz, aksi takdirde herkesin hayattaki amacı aynı olur muydu? Düşünemiyoruz. Aç beyinler yok artık. Medya aç kalmasına fırsat vermeden sürekli besliyor beyinlerimizi. Oyunu, bir kaç güç-koliğin kurallarına göre oynuyoruz.Bu oyunda gerçekten de iyiyiz, hepimiz en iyisiyiz.Oyunun sonunda ise onların kuralları gereğince hepimiz kazanacağız.
"Hayat eşittir para" denklemi ile insanların beyinleri küçük yaştan sömürülmeye başlanır.Küçük yaştan başlanır ki, ileride düşünebilmek, anlamak ve başkaldırabilmek için bir beyin kalmasın. Bu nedenle henüz çocuk yaştan bir dizi şeyleri yapmak durumunda bırakılırsın, aksi takdirde oturmuş, oturtulmuş bu sistem bir karadelik gibi seni yutar. Çalışırsın hiç haz almadığın derslere. Girersin, senden hiçbir farkı bulunmayan yirmi gencin daha bulunduğu, nefret ettiğin o sınıf adlı dört duvara. Duvarları yıkıp, güneşi, bulutları görmek istersin, gücün yetmez. Zamanla pes edersin, alışırsın, alıştırılırsın. İleride üniversiteye gidersin belki de, güzel bir iş sahibi olabilmek için. İşin ne olduğunun henüz hiçbir önemi yoktur, para ve beraberinde gelen itibar kaynağı olsun da... Bitirirsin üniversiteyi. Harika bir iş sahibi olup, harika bir kadınla evlenip, harika bir arabayla gezerken, harika evindeki hiç girmediğin harika havuzunu düşlerken bulursun bir gün kendini ve bu seni hiç rahatsız etmez. O eskiden güneşi görmek isteyen saf çocuk, terk edilmiş kalbinde çürümüştür yıllarca. Evet, artık geriye bakıp da ben "adam" oldum diyebilecek konumdasınızdır. Karınızı sevmezsiniz, güzel olduğu için evlenmişsinizdir. Arabanızı seversiniz, çünkü herkes size hayranlıkla bakar. Evinizi sevmeseniz de ziyarete gelen potansiyel iş ortaklarınızın gözünü kamaştırır. Başkalırının harika hayalleri üzerine kurulu harika bir hayat geçirmişsinizdir. Bir de bakarsınız harika bir tabuttasınız. Tebrik ederim, oyunu kazandınız!
-THE SHADOW-
"Bir düşmanla savaşarak yaşayan kişinin, düşmanını hayatta bırakmakta yararı vardır."
F.Nietzsche
"İnsan ancak anladığı şeyleri duyar." GOETHE
"Dünya bir hapishanedir." GOETHE
"Sen çevrende olup bitenleri görüp neden diye soruyorsun. Ben ise, asla var olmamış şeyleri hayal ederek neden olmasın diyorum." Bernard Shaw
"Dünya, anlamsız bir düşten başka bir şey değilmiş meğer." Alain
"Herkes benim düşünceme katılırsa, yanılmış olmaktan korkarım." Oscar Wilde
