Çoğu kimseden gün gelip huzuru elde etmek istediğini işitirsiniz. Pek çoğu bunun olasılığının gerçeklik payı üzerinde kafa dahi yormaz. Nitekim, yormasına da gerek yoktur. Evvelden hazırlanmış bir huzur tanımı mevcuttur ne de olsa; "popüler huzur"... Dört duvar arasına sıkıştırılmış bir huzur... Bu duvarların tuğlaları; hırs, arzu, para yahut din olabilmektedir.
Hayalleri, hırsları, istekleri, arzuları istikametinde tırmanışta olan bir insan, zirveye ulaştığı vakit huzuru bulacağı yanılsamasını yaşar. Farkında değildir ki; huzura ermesinin yegane yolu vazgeçişte yatar. Evinden, ailesinden, parasından, arkadaşlarından, sevildiğini yahut sevdiğini sandıklarından... Herşeyden vazgeçmelidir.
Senin gibi bir sana, sana yeten bir sana ulaşabildiğin vakit, O'nun adı artık "sen" değil; huzurdur...
Sıfat
15 yıl önce
